Makale · Yiğit Azad Polat

Kan Takibi Olmadan Kür, Karanlıkta Yürümektir

İçine bir şey sokmadan önce nerede durduğunu bilmiyorsan, sonrasında neyin değiştiğini de göremezsin. Kan takibi süslü bir ekstra değil; körlükle görmek arasındaki farktır. Bu yazı bir reçete değil; ölçmeden yürümenin neden cesaret değil, körlük olduğu üzerine.

Ölçmediğin şeyi yönetemezsin; kanına bakmadan başlıyorsan, iyi gittiğini değil, henüz fark etmediğini sanıyorsun.

Ölçmediğin şeyi yönetemezsin

Bir kür hislere göre yürütülmez. İyi hissetmek bir veri değildir; çoğu zaman en tehlikeli yanılgıdır. Vücudundaki değişimi göremiyorsan, iyi gittiğini değil, henüz fark etmediğini sanıyorsun. Yönetim bir histen değil, bir sayıdan başlar.

Kendi taban değerlerini bilmeden içine bir şey soktuğunda neyin bozulduğunu göremezsin. Başlamadan önceki kanın, sonra olan biteni okuyabilmen için tek referansın. O referans yoksa elinde yalnızca aynadaki görüntü kalır. Tahmini ölçüye çeviremiyorsan yönetmiyorsun; sadece umuyorsun.

Ölçmek zahmetlidir; sıra, para, zaman ister. Ama bu zahmet, sonradan ödeyebileceğin bedelin yanında küçük kalır. Ucuz olan takip değil; takipsiz gidilen yoldur.

Kan neyi söyler: karaciğer, lipid, hormon

Karaciğer sessiz çalışır; zorlandığını çoğu zaman sana hissettirmeden yapar. Enzimler yükselir, sen hâlâ kendini güçlü sanırsın. Lipid tablosu bir başka sessiz alandır; damarların yıllar sonra ödeyeceği faturayı bugünden yazmaya başlar. Hormon ekseni ise kür bittikten sonra seni asıl bekleyen yerdir. Girdiğin kadar kolay çıkamazsın.

Bunların hiçbirini aynada göremezsin, terazide tartamazsın. Sadece kan söyler. Doz vermem, o benim işim değil; ama hangi değerlerin izleneceğini bilmeyen biri kendi vücudunu kör kullanıyor demektir. Rakamı okumak ve yorumlamak için hekime git. Okumadan devam etmek cesaret değil, umursamazlıktır.

Kan bir yargı değil, bir uyarı sistemidir. Erken görürsen küçük bir ayarla düzeltirsin; geç görürsen ayar değil, tamir gerekir. Bazen tamir de mümkün olmaz.

Aynanın yalanı, kanın dürüstlüğü

Ayna sana en çok yalan söyleyen yerdir. Işık, açı, pompalanmış kas; hepsi seni olduğundan iyi gösterir. Terazi de öyle; artan sayı her zaman iyi haber değildir. Gözünle gördüğün, içeride olup biteni anlatmaz.

Kan yargılamaz, sadece gösterir. Seni suçlamak için değil, nerede durduğunu söylemek için oradadır. Bir harita gibi düşün; haritaya bakmadan yürüyen, kaybolduğunu ancak çok geç fark eder. Dürüst olan tek şey rakamdır; gerisi hikâyedir, çoğu da kendine anlattığın hikâye.

Kendini iyi hissetmek, iyi olduğun anlamına gelmez. Beden bir süre idare eder, sonra bir anda faturayı önüne koyar. O yüzden his değil, ölçüm konuşmalı. His yalan söyleyebilir; rakam söylemez.

Kan istemeyen koç seninle değil, hevesinle ilgilenir

Sana başlamadan önce kan istemeyen biri, senin sağlığınla değil hevesinle ilgileniyordur. Çünkü heves hızlı karar verir, kan ise yavaşlatır. Seni yavaşlatan o adım, çoğu zaman seni koruyan adımdır.

Doğru bir yaklaşım önce seni sorgular: nerede duruyorsun, neyi taşıyabilirsin, çıkışta seni ne bekliyor. Yanlış olanı sadece 'ne kadar sürede ne olur' diye konuşur. Birincisi sana bakar; ikincisi sana satar. Doktor değilim, yerine de geçmem; ama şunu netçe söylerim: kan istemeyen bir süreç en baştan senin lehine kurulmamıştır.

Bunu bir sınav gibi görme. Kanını istemek seni reddetmek değil, ciddiye almaktır. Seni gerçekten önemseyen, duymak istediğini değil bilmen gerekeni söyler. Kolay yol her zaman ucuz görünür; bedelini sonra ödersin.

Karanlıkta yürümek cesaret değildir

Kür başlamadan önce ne yaptığın, kür bittikten sonra ne yaşayacağını çoktan belirliyor. Asıl iş iğnede değil; öncesinde ve sonrasında ölçtüğün yerdedir. Disiplin de tam burada devreye girer. Motivasyon, canın istediğinde kanını yaptırır; disiplin, canın hiç istemese de yaptırır. Aradaki fark, yıllar sonra taşıyacağın vücuttur.

Işığı açmak zayıflık değildir; karanlıkta yürümek de cesaret değil. Görmeden atılan adım cesur görünür, ama çoğu zaman sadece bilgisizdir. Kanına bakmadan başlıyorsan zaten hazır değilsin. Hazır olmak korkmak değildir; ne yaptığını görebilmektir.

Sağlığın geri alamayacağın tek sermayen; onu görmediğin bir yolda harcama. Gördüğün yolda yürü, körlükte değil. Kür bir cesaret gösterisi değil; sorumlulukla taşınan bir yüktür.